Chào các bạn! Truyen4U chính thức đã quay trở lại rồi đây!^^. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền Truyen4U.Com này nhé! Mãi yêu... ♥

Simit Kokusu

Bir hafta sonra

Sonunda bu hastahane odasından kurtulduğum için gerçekten çok mutluydum.Yaşadığım o talihsiz geceden sonra hastahanelik olmamdan daha çok şüpheliyi elimden kaçırmış olmama deliriyordum belkide.

Nasıl bu kadar ihmalkar davrandığımı kendime defalarca sormadım değil.Ama bir türlü o soruya cevap bulamıyordum.Sonuçta ben bir polistim.İç güdülerime göre hareket etmeyi öğrenmiştim akademide.Bunca yıldır mesleğimi bu şekilde icra ederken hiç yanılgıya düşmemiştim.İlk defa evet ilk defa o gece iç güdülerim yada beni dürten şey yarı yolda bırakmıştı beni...Kafama yediğim silah darbesi değilde gecenin karanlığında gözlerim kapanırken duyduğum ses hatta ses bile değil benimle dalga geçercesine atılmış o kahkaha yaralamıştı benliğimi

Üstelik duyduğum ses bir kadın sesiydi.Kendi kendimi hırpalamaya devam ederken aslında bu cinayetleri işleyen şüphelinin kadın olduğunu öğrenmiş olmam biraz olsun rahatlamama sebep oluyordu...

Sevgili şüphelimin kafama geçirdiği silah kabzasından dolayı ufak çaplı bir beyin sarsıntısı geçirmiştim.

Ben taş kafa Kerem bildiğin beyin sarsıntısı geçirmiştim.

Hani hemen hemen her olayda şüphelilere attığım taş kafamla meşhur ben.

Gerçi zavallı kafa tasımında bir sınırı vardı tabiki ama bunu bana bir kadının yaşatmış olması çizilmiş olan karizmamı bir daha toparlayamayacağımın en büyük kanıtıydı...

Taburcu olmak için hazırlanırken odanın açılan kapısı ve gördüğüm manzara ister istemez yüzümde arsız bir gülümsemeye ancak yüreğimden süzülen gözyaşlarına sebep olmuştu.Yiğit komser ve Emir komiser önlerinde duran tekerlekli sandalye ve arkalarında dikilen Eymen Amir beni almaya gelmişlerdi.

Dikkatinizi çekerim beni hani yalnızlıklar prensi olan beni....

Sessizliğimi bozmam gerekiyordu sanırım...

''Ama sizin ne işiniz var burada?''

Yiğit dayanamamış ve hemen atlamıştı.

''Biricik Başkomiserimizin hastahaneden tek başına taburcu olmasına izin vermemizi beklemiyordunuz heralde Kerem komiserim....''

Bu çocuğu gerçekten sevmeye başlamıştım...

''Buna bineceğimi düşünmüyorsunuz heralde değilmi?''

Eymen amirin gözleri çakmak çakmaktı.Hatta bu adamın gözlerinin öyle bir yeşili vardıki resmen bukalemun gibi renk değiştiriyordu.Hele ses tonu muazzamdı.Adam ağzını açtığı anda söylediği hiçbir kelimeye karşı gelmeniz mümkün olmuyordu.Ben asi laf dinlemez Kerem komiser'i bile dize getirmişti.O kadar dı yani.Yiyorsa cevap verindi...İşte başlıyorduk

''Kerem komiser sana otururmusun demedik oturacaksın dedik.Anlaşılmayan?''

Bana düşen tek şey itaat etmekti

''Emredersiniz Amirim!''

Çaresiz oturduğum tekerlekli sandalye ile hastahane koridorlarında ilerlerken arkamda beni ittiren üç tane erkeğin oluşu, koridordaki hemşirelerin gözünden kaçmamış hatta best model of the Turkey den fırlamış 4 erkek manken edasıyla bizi süzüyor olmaları nedense gururumuzu okşamıştı.

Şu anda egolar tavandı...

******

Üç gün sonra

Eymen Amir her ne kadar evde yatıp dinlenmem konusunda emir vermişte olsa kalan bir haftalık rapor süresinde evde yatamayacağımın farkındaydım.İşime okadar aşıktım ki son üç gündür evde oturduğum süre içerisinde C.S.I dizisinin Las vegas versiyonun 3 sezonunu birden izlemiştim.Sabaha karşı dört falandı ama benim daha fazla evde oturacak ve C.S.I izleyecek sabrım kalmamıştı.Benimle özdeşleşmiş kıyafetlerimi üzerime geçirdikten sonra arabama atlamış ve kendimi Soğuksudaki meşhur simit fırınının önünde bulmuştum.Aldığım 20 simitle arabaya bindiğimde kendimi Ankara'da hissediyor, sıcacık ve buram buram susam kokan Ankara simidinin kokusunu içime çekiyordum.

İtiraf ediyorum ben gerçekten simit bağımlısıydım...

Cinayet büroya ulaştığımda Yiğit ve Emir nöbeti masa üzerinde uyuklayarak tamamlamaya çalışıyordu.Odanın içine dolan sıcak simit kokusu ayılmalarına yetipte artmıştı bile...

Uyukladıkları masadan öyle bir toparlanışları vardı ki içimde tuttuğum kahkahayı daha fazla tutmam mümkün değildi.E haklıydılar tabi oadaya başkomiserleri girmişti.

Simit kokusuyla özdeşleşmiş başkomiserleri...

''Sessiz gece ha?''

Diye sorduğumda Emir  hemen atılmıştı.

''Aman komiserim siz her sessiz gece dediğinizde telefon çalıyor.Şu simitleri yeseydik bari''

Haklıydı daha o cümlelerini tamamlayamadan telefon çalmış ve bir cinayet ihbarı çoktan gelmişti bile...

Bilgi işlemci Leyla kağıdı getirdiğinde önümüze,bende şeytani bir gülümseme oluşmuştu.On gündür malak gibi yatıyordum sonuçta.Hareket zamanıydı.Çocuklar 

''Yine mi ya?''

Diyerek ofunduruk sokunduruk olurken ben elimde simit poşeti ve kağıtla arabaya doğru çoktan yola çıkmış onlarda çaresiz peşime düşmüşlerdi.

İhbar Serik'in orta mahallesi tuzla burun caddesinden geliyordu.Evinin önünde ölü bulunan Ayhan Kara 22 defa bıçaklanarak öldürülmüştü.Olay yerine doğru yola çıktığımızda Emir , Yiğit vede Ben Simit ve ayrılmaz ikilisi Zafer gazozuyla büyük aşk yaşıyorduk resmen.Yaklaşık 20 dakika sonra olay yerine intikal ettiğimizde düşündüğümüz tek şey üzerimizdeki susam parçacıklarından kurtulmaya çalışmaktı.Maktul kendi evinin önünde 22 bıçak darbesiyle saat üç buçuk sularında öldürülmüştü.Adli tabibin ilk bulguları bu yöndeydi.İlginç olan yan yana dizilmiş gecekondu tarzı bu evlerden hiç kimsenin gecenin karanlığında ve sessizliğinde tek bir ses duymamış ve görmemiş olmalarıydı.Cebimden çıkardığım Lateks eldivenleri elime geçirirken olay yeri inceleme ekibi makdulün bulunduğu alanda delil toparlama telaşı içerisindeydiler.Meteoroloji bilgilerine göre Antalya günü yağışlı geçirecekti ve deliller toplanamadan yağmurun başlaması demek bütün delillerin bozulması demekti.

Ben maktulün bulunduğu alana doğru ilerlerken Emir Komiseri çevre evdekiler ile görüşmesi ve ifade alması için göndermiştim çoktan.Ağırlıklı olarak olay yerlerinde Yiğit'i yanımda bulunduruyordum.Makdulün eşi ve üç çocuğu evlerinin kapısının önüne pusmuş kadın çığlıklar içinde ağlarken çocuklar çaresiz gözlerle yerde cansız yatan babalarının cesedine bakıyorlardı.

22 bıçak darbesi ,bu hırsızlıktan veya gasptan öte bir şeydi.Bir hırsız yada gaspçı karşısında direnen kişiye bu şekilde saldırmazdı.Benim görüşüm tamamı ile kişisel bir mesele veya bir intikam sahnesi yönündeydi.

''Ne görüyorsun Yiğit''

''Komiserim makdulün cüzdanı yok ancak bana hiç hırsızlık meselesi gibi gelmiyor.Evli olduğuna göre maktül, ya ticari anlaşmazlık yada yasak aşk diye düşünüyorum...''

''Mantıklı Yiğit.Leyla'yı ara ve Maktulün telefon kayıtlarını istet.Bakalım kimlerle görüşüyormuş birşeyler bulabilecekmiyiz.Bu arada maktülün eşini bilgi almak için emniyete alalım bakalım.Bize eşi hakkında neler anlatacak...''

 Soğuk kanlı olmak ve duygulardan uzakta kalmak bizim işimizin en büyük parçasıydı.Aslında ortada yürekleri dağlayan bir manzara varken bizler ruhsuz birer varlık olarak ortalarda dolanıyorduk.Nöbetçi savcının gelmesi uzun sürmüştü bu sefer.Gelip ölü olduğunu ilan etmesi ve raporu imzalaması gerekiyordu ki makdulü bulunduğu yerden üzerindeki deliller bozulmadan adli tıbba  gönderebilelim.Bu arada Emir yanında ellili yaşlarda bir adamla çıkagelmişti

 ''Komiserim bu bey maktülün iki yan komşusu gece köpekler çok havlayınca dışarı bakmış.Sonrasında elinde bıçakla kaçan 25-30 yaşlarda bir adam görmüş.''

''Tamam Emir  alalım amcayı emniyete .Orada yazılı ifadesini alalım.Bakalım vereceği tariften birşeyler çıkabilecekmi?Sen resmi ekiple devam et.Biz Yiğitle burada biraz daha kalalım.Savcı geldikten sonra merkezde görüşürüz.Bu arada Leyla gsm kayıtlarına ulaşabilmiş mi bakarsın.Bu işi hızlandıralım bakalım...''

 Evin en küçük oğlu annesinin kollarının altında evin önündeki eşiiklikte oturmuş neler olduğunu algılamaya çalışıyordu.Sanırım daha 4 veya 5 yaşındaydı.Kafası gözü sarılı bir astronota benzeyen adamlar, ellerinde telsizlerle dolaşan bizler ve yerde cansız yatan babasının bedeni ,gerçekten içler acısıydı.Savcı gelip ölümü ilan ettikten sonra maktulü adli tıbba doğru yola çıkarmış Adli tabiblikten ön otopsi raporunu alabilmesi ve işlemleri hızlandırması için Yiğit'i de o ekiple beraber göndermiştim.Neden bilmiyorum ama adli tabib benim adımı duyunca dosyayı daha erken çıkartıyordu.

Sanırım deli olduğumun bilgisi ona ulaşmıştı.

Merkeze döndüğümde Emir komiser  amcanın ifadesini tamamlatmış şüphelinin eşgalini amcanın görebildiği kadarıyla almış ve amcayı uğurluyordu.Aradığımız şüpheli 25-30 yaşlar arasında 1.80-1.85 boylarında yapılı bir adamdı.Yani arama alanımız oldukça geniş bir çevreydi.

5 gün sonra

Maktülün eşinin ifadesinde kayda değer hiçbir şey yoktu.Ne ticari bir anlaşmazlık nede hırslı eski bir ortak.

Maktül sebze ve meyve halinde nakliyecilik yapan kendi halinde bir vatandaştı.Halde onu tanıyan herkes evden işe işten eve bir adam olduğunu bazı geceler meyhanede takıldıklarını hatta o gece beraber oldularını içip eğlendikten sonra evlere dağıldıklarını anlatmışlardı.Maktülün o gece beraber olduğu kişilerin hiçbirinin şüphelinin eşgali ile uyuşmaması Gsm kayıtlarında da hiç bir bulguya ulaşamamış olmakta cabasıydı.Ekipçe çaldığımız her kapıdan boş dönüyorduk.Maktulün hayatı bu kadar sıradanken ölümünün bu kadar canice ve sıradışı olması beni inanılmaz rahatsız ediyordu.İçimden bir ses cenaze törenine gitmem için beni dürtükleyip duruyordu.

Neydi hani katilin dönüp dolaşıp geleceği yer olay mahalliydi.

Belki bir ipucu buluruz ümidi ile gittiğimiz cenaze töreninden de elimiz boş dönmüştük.Acılı bir anne ve eş içi yanan bir aile ve perişan olmuş olan çocuklar.....

1 hafta sonra

Adli tıbbın deyatlı otopsi raporu sonunda çıkmıştı.Çoklu bıçak darbesinden kaynaklı kan kaybından ölümdü sonuç.Kanında kendini savunamayacağı oranda yüksek alkol çıkmıştı.Bu yüzden maktulün üzerinden toplanan hiçbir delilde D.N.A örneği içeren bir bulguya da rastlanamamıştı.Bu cinayet vakalarında hep umduğum şey makdullerin zanlının bir yerini tırmalamış ve bize birazcıkda olsa D.N.A örneği kazandırmış olmalarıydı.Maalesef çaldığımız bu kapıda boş çıkmış

hiç+hiç=eldevar hiç

ile geri dönmüştük.Geçen bu süre zarfında kalp çalan katilimizle ilgili hiçbir gelişme yaşanmamıştı.Sadece kulaklarımda yankılanan kahkahası vardı o kadar.Yani bir hiçlikte çantamıza buradan girmeyi başarıyordu.Çocuklarla sinir krizleri geçirme aşamasına gelmiştik diyebilirim.

Çaldığımız her kapı boşluğa açıldığına göre belkide katil çokta uzakta birisi değildi.Hatta maktulün tanıdığı biriydi.Belkide bu yüzden kendisini hiç savunmamıştı.

Büyük ihtimalle maktül katilini tanıyordu.

''Emir komiser  savcılıktan maktülün eşinin telefonu için dinleme izni çkartalım hemde hemen...''

''Hemen hallediyorum Başkomiserim''

Emir, savcılıktan dediği gibi kısa bir süre içerisinde izni çıkartmış bizse teknik takibe başlamıştık.Kadın sürekli olarak bir numara ile görüşüyor ve mesajlaşıyordu.Konuştuğu kişiye sürekli olarak

''Büyük Aşkım ''

Diyor mesajlarında 

''Büyük Aşkım ''

Yazıyordu.Daha bir kaç gün öce kocasının cesedi önünde bağıra çağıra ağlayan kadın bir başkasına 

''Büyük Aşkım''

Diye sesleniyordu.İşte aradığımız ipucunu bulmuştuk.Kadının konuştuğu numarayı takibe aldığımızda günler sonra Ali Baltacı'ya ulaşmış olduk.Şüpheli'nin telefon sinyali Kahraman Maraş'tan geliyordu.Araştırmalarımızın sonucunda memleketi Kahraman Maraş'ta ailesinin evinde kaldığını ve eşgalinin katil zanlısıyla birebir örtüştüğünü belirleyince, Kahraman Maraş emniyetinden destek alarak yaptığımız ortak operasyonla saklandığı evde yakalamıştık zanlıyı.Buraya geldiğinde sorgusuna girmek için can atan ben yumruklarımı sıkmaktan kendimi alamıyordum.

Sabah olmuştu ama ben merkezden ayrılamamıştım.Nöbetim devriyem hiç bir şeyim yoktu ama zanlının getirilmesini bağımlısı olduğum Candy Crush  oynayarak beklemiştim.Nihayet Ali  Baltacı merkeze geldiğinde doğruca sorgu odasına indirilmiş, bense üzerimdeki gömleğin kollarını itina ile sıvadıktan sonra odadan içeri girmiştim.Ters bir şekilde oturduğum sandalyenin sırt dayama bölgesine kollarımı dayamış gayet sakin bir şekilde 

''Anlat''

demiştim.Katil zanlısının soğukkanlı tavırları takdire şayandı.Ancak benim daha fazla sabredecek gücüm kalmamıştı.Sandalyeden kalkıp masanın ortasına yumruğumu geçirdiğimde Ali Baltacı adeta şakıyan bir bülbüle dönmüştü

“Aysun'la aynı pastanede çalışıyorduk. Ben garsonluk yapıyordum o da bulaşıkcılık. Maddi durumları çok iyiydi ancak eşi onu 400 YTL ücret aldığı başkasının pastanesinde çalıştırıyordu. Kısa sürede birbirimize aşık olduk ve ilişki yaşamaya başladık. Daha rahat görüşebilmek için Aysun bir plan hazırladı ve kocasını öldürmemi istedi. Ben de onu çok sevdiğim için kabul ettim. Olay gecesi Adnan arkadaşları ile içmeye gidecekti.Evden çıktığında Aysun beni aradı.Ben de 2 bıçak alıp evinin önünde onu beklemeye başladım ve gece döndüğünde onu bıçaklayarak öldürdüm.Beni görünce tanıdı ve şaşırdı.Evinin önünde ne işim olduğunu sordu.Aysun kendisine tecavüz ettiğini ve dövdüğünü söylediğinde zaten beynimden vurulmuşa döndüm.Hırsımı alamadım bir türlü sapladım ,sapladım,sapladım....Sonrasında da ben dikkat çekmemek için Kahraman Maraş'a gidip saklandım.Pişman değilim yine olsa yine yaparım...''

 Dişlerimi öyle sıkıyordumki sanırım ağzımın içinden çıkan gıcırtı sesleri boş odada yankı yapıyordu.Odadan çıkarken suratının ortasına gömmemek için zor tuttuğum yumruğumu çıktığımda kapıya gömmüştüm.Dışarıda beni bekleyen Emir ve Yiğit öfkemden korkmuş olacaklar ki hazır olda bekliyorlardı.Emir ve Yiğit'i kadının evine doğru yola çıkartırken kendimi merkezden dışarı atmış ve bir sigara yakmıştım.Üzülmüştüm ben o kadına evinin eşikliğinde kollarının altında çocuklarıyla ağlarken içim acımıştı.Geç kaldığı için savcıya içimden dünyanın küfrünü sıyırtmıştım.Günlerdir uyku uyumuyordum ben o kadına kocanın katilini buldum diyebilmek için.

Koymuştu valla, bu sefer fena koymuştu.

 Emir ve Yiğit kadını evden aldıklarını ve hastaneye geçtiklerini bildirdiğinde ben merkezin bahçesinde kaç tur attığımdan ve kaç sigara içtiğimden gerçekten emin değildim.Hastaneye doğru yola çıktığımda içimdeki öfke katlandıkça katlanıyor patlamaya hazır bir volkan gibi büyüyordu.Ben hastahaneye gidene kadar Emir ve Yiğit kadının sağlık kontrollerini tamamlamışlar ancak hastahane önünde toplanan maktulün yakınları yüzünden çıkış yapamamışlardı.

Hastahane kapısının önüne çektiğimde arabayı,yaptığım işe küfrediyordum içimden.Aslında şuracıkta boğazlamak istediğim bir kadını kalabalığın elinden ve linç olmaktan kurtarmak için kendimi paralıyordum.Şeytan diyordu ki....

Ama bu meslek öyle bir meslektiki asla şeytanı dinleyemezdiniz.İbreti alem olsun diye kelepçesini arkasından takmalarını söylemiştim o kadın müsvettesinin.Muhteşem üçlü yani biz ve resmi ekipten aldığımız destekle zanlının etrafında etten duvar örmüştük resmen.Saniyeler içerisinde etrafımızda büyük bir kalabalık oluşmuştu.Kadını araca bindirmeye çalışırken duyduğum ses vücudumda soğuk duş etkisi yapmıştı

Ben bu kahkahayı tanıyordum.....

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen4U.Com