Acı Aşk

'' Şu kadehi doldur! ''
'' Hayatım artık yeter bence. Fazlasıyla içtin. ''
'' Bana karışma! Git şu kadehi doldur kadın. ''
Genç kadın istemeyerek de olsa bir zamanlar âşık olduğu adamın önündeki kadehi alıp mutfağın yolunu tutmuştu. Elindeki viski kadehini yaşadığı her şeyin acısını ondan çıkartmak istercesine sıkıyordu. Kadehi tezgâhın üzerine bıraktığında iki elini mutfak masasına dayayarak nefes almaya çalıştı. Başına gelecekleri az çok biliyordu aslında. Daha akşam bile olmamışken kocası bir büyük viski şişesinin sonuna doğru gelmişti. Muhtemelen doldurduğu son dubleden sonra kocası yeniden içkisinin tazelenmesini isteyecek, kadın buna itiraz edecek, adam yine cüssesini ve gücünü konuşturacak ve kadın yüzündeki beş parmağın izini kapatmak için önce makyaj yapacak ardından da yeni bir şişe içki alabilmek için yola koyulacaktı. Nefes alabilmek adına başını yukarı doğru kaldırdığında mutfak camındaki kendi siluetiyle içi daha bir burulmuştu kadının.
Sözde kocası olacak bu adam için tüm kariyerini, arkadaşlarını yok saymış, ona olan aşkı için tüm benliğinden ödün vermiş ve başka bir insan olmuştu Deniz...
Annesi ona doğduğunda mavi olan göz rengi yüzünden koymuştu bu ismi ancak ne hikmetse kadının göz rengide talihi gibi renk değiştirip simsiyah olmuştu.
'' Tekelden mi getiriyorsun içkiyi kadın! '' diye bağıran adamın sesiyle irkildi.
'' Tamam, tamam getiriyorum. Buzu kırmaya çalışıyorum! '' diyerek vakit kazanmaya çalıştı. Kadehe önce viskiyi sonra enerji içeceğini koydu. Ardından dört küp buz attı içine. Başka türlüsünü içmezdi çünkü kocası. Usul adımlarla girdi salona. Kocası her zamanki koltuğunda ayaklarını uzatmış elinde sigarası, viskisinin gelmesini bekliyordu. Deniz sehpanın üzerine viski kadehini bıraktıktan sonra boşalan çerez tabağını aldı eline. Usul adımlarla mutfağa doğru süzülürken içinden kendisine sözler veriyordu.
'' Bu sefer boşanacağım senden. ''
İşin aslı Deniz verdiği söze kendisi bile inanmıyordu. Çünkü ne olursa olsun Tan'ı seviyordu. Mevcut günlere gelebilmek için çok fedakarlıkta bulunmuşlardı çift olarak. O kadar büyük şeyleri atlatmışlardı ki birlikte onu bırakınca yıllardır vermiş olduğu savaşa ihanet edecekmiş gibi hissediyordu. Az sonra yaşayacağı her sahneyi bildiği gibi sabah olunca yaşayacağı her şeyi de biliyordu Deniz.
Sabah olacak, kocası uyanacak ve yüzündeki izi görecek ardından Deniz'in ayaklarına kapanıp özür dileyecek hatta ağlayacaktı. Bununla yetinmeyecek kendi yüzünü karısına uzatacak ve aynı şekilde ona vurmasını isteyecekti.
Vurmayacaktı Deniz. Sadece eliyle o yanağı okşayacak ve yataktan kalkıp kahvaltı hazırlamaya gidecekti.
Defalarca denemelerine rağmen çocukları olmamıştı. Yapılan testlere göre Deniz'in anne olmasına engel olabilecek hiçbir şey yoktu. Zaten problemin Tan'dan kaynaklanıyor oluşuydu onun içindeki canavarı şaha kaldıran. Tüm bu facia yaşandıktan sonra Tan bir anda Deniz'in aşık olduğu adam oluyor ama en fazla bir hafta dayanabiliyordu. Ardından tarih tekerrür ediyor ve Deniz yine sabaha yüzündeki bir morlukla merhaba diyordu.
'' Deniz! Tazele şunu... ''
İşte bu cümle telaffuz edildikten sadece on dakika sonra kadın yine kendisini banyoda yüzüne kapatıcı sürerken bulmuştu. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra cüzdanını ve telefonunu alarak evin yaklaşık üç yüz metre ilerisindeki büfeye doğru yola çıktı. Dayanamıyordu artık. Kocasının dönüştüğü adama, her gün aynada baktığı başkalaşım geçirmiş olan kadına tahammül edemiyordu.
Antalya'nın son bahara özgü olan ahmakıslatan yağmuru usul usul yağıyordu yine. Kafasını gökyüzüne doğru kaldırıp; '' Sende haklısın tabii! Bu dünyadaki en büyük ahmak benim... '' derken acılarını gizlemeye çalışırcasına gülümsüyordu. Aslında ağlıyordu Deniz. Kaldırımın ucunda kafasını gökyüzüne doğru dikmiş gözyaşlarını yağan yağmurla kamufle ederek usul usul ağlıyordu.
Sonra acı bir fren sesi duyuldu sokakta. Ortalığı inleten tok bir ses. Ayakları yerden kesildi Deniz'in. Havada iki büklüm olmuş yere doğru süzülürken sadece '' Şükürler olsun! '' diyerek mırıldanıyordu...
*****
Canlarım ve hunicanlarım.
Herkese kocaman merhabalar kokulu öpücükler gönderiyorum Antalya semalarından. Bana aşk ve dram yaz diye o kadar çok mesaj attınız ki bundan yaklaşık 2 sene önce taslağını attığım bu hikayeyi düzenlemeye ve yayınlamaya karar verdim. Elimden geldiğince sık bölüm yayınlayacağımdan emin olabilirsiniz. Hazır mısınız?
Aşk-ı Kıyamet kadar buram buram aşk kokan ama en az Vasiyetname kadar sizi ağlatacak yeni hikayemiz karşınızda.
Bu satıra hikayeden haberdar olmasını istediğiniz kankalarınızı etiketlemeyi unutmayın.
İyi ki varsınız çok seviliyorsunuz...
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen4U.Com