Chào các bạn! Truyen4U chính thức đã quay trở lại rồi đây!^^. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền Truyen4U.Com này nhé! Mãi yêu... ♥

Kavga

Çok pis kavga kaos yazasım vardı ama fikrim yoktu. Bu yüzden eskilerden yazdığımız şeyi geçireyim dedim. Merhaba Ece hi. Hi Melike.  Zaten ikiniz okuyorsunuz bi yorum atın da moralim düzelsin sağ olun canlarım. Bi de azcık gruba yazın. Sıkıldım. İyi günler.

Tanrısal bakış açısı:

"Emir! Parfümümü gördün mü?" Burak neredeyse evi inleten bir bağırmayla Emir'i çağırmıştı.

"Nereye bıraktıysan oradadır Burak!" Normalde evli çiftler gibi davranan Melike ve Can'dır ama bu sefer Emir'in yapası tutmuştu anlaşılan.

"Ya ama en son sen sıktın. Sıkmadın mı?" Burak kravatını bağlayarak Emir'in yanına gider. 

Emir Burak'a bakmadan konuşur.  "Aşkım ben sıkma-" Ama Burak'ın çok şık göründüğü o takım elbiseyle gördüğünde dili tutulur doğal olarak. "Burak..." Burak'a doğru yürür. "Çok yakışıklı olmuşsun." 

Burak kravatını düzelterek sırıtır ve Emir'e iyice yaklaşır. "O zaman bir ödül alayım." 

E Burak'tan bahsediyorsak yavşaklık bir numaralı kuraldır. Emir de bunu bildiği için koluna vurarak "Hayır diyemiyorum sen böyle takım giymişken." der. "Dur biraz romantizm katalım." Emir Burak'ın yanlış bağladığı kravatını gevşetir. "Bu böyle bağlanmaz." Kravatı tekrar bağlarken konuşur. "Böyle bağlanır." 

Burak Emir'in bu haline tabii ki de dayanamaz. Emir'in küçük ellerinin kravatını bağlamasını izler. Alt dudağını istemsizce ısırır. "E sen şimdi böyle yaparsan ben nasıl senden bir öpücük istemeyeyim."  

Emir kıkırdar ve Burak'a yaklaşır. Burak'ın sırıtışı söner ve elini Emir'in beline koyarak kendine çekip dudaklarını buluşturur.

"SEVİŞMEYİ BIRAKIN DA ÇIKALIM!" Kapının önünden geçen Yusuf bağırır. Burak dudaklarını Emir'inkilerden ayırmaz ve Emir'le kendini Yusuf'a çevirir. 

O sırada Melike'nin sesi evde yankılanır. "Eee ama sikicem artık ha! NEHİR YARDIM ET!" 

Tüm bu gürültünün arasında hazırlanmaya çalışan Nehir koşarak Melike'nin odasına ilerler. "Noldu?!" 

Melike sırtındaki fermuarla cebelleşirken "Bu amına kodumun şeyi kapanmıyor!" Elini fermuarından çeker ve oflar. "Kilo aldım değil mi? Kesin kilo aldım." Nehir gözlerini devirir. 

"Ya gece gece yapıyorsun yemekleri tabii alırım." Nehir gözlerini kısar.

"Yemeklerime atma suçu. Ayrıca bir hafta önce denedik. Kilo falan almadık." 

"YA ÇIKIYORUZ DİYORUM SİZ HALA." Emir'i hala bırakmamış Burak'a bakarak "BURAK YEDİN ÇOCUĞU!" diye bağıran Yusuf sinirle aşağıya iner. 

Nehir Melike'nin cebelleşmesine daha fazla dayanamayıp fermuarını kapatmaya gelir. "Bunu yapmayı Can gelince bırakacağımı sanıyordum ama beyefendi hiç buralarda değil." Diye söylenerek fermuarla uğraşır.

Melike Nehir bunu dediğinde alay ederek konuşur. "Peh o mu yapacak?"

 "Evet." 

"Kan kusarım kızılcık şerbeti içtim derim de-" 

Nehir bu kavgalara daha fazla dayanamayarak hızla çeker fermuarı. "Yine kavga mı ettiniz siz?" 

Melike kaşlarını çatarak kaçar. "Yavaş dürzü!" 

"Tamam be pardon."

"Neyse çıkıyor muyuz? Beynim sikildi şu evde." 

"ARABA GELDİ NEREDESİNİZ?!" Can aşağıdan merdivene doğru bağırır. 

Melike Can'ın sesiyle "Orobo golmoş nordosonoz." diye taklit eder. 

"Kesin kavga ettiniz." Nehir söylenerek çantasını alır. 

"Yo ne alakası var." 

"He tamam her zamanki haliniz." 

"Bak gör nasıl canım cicim davranırım aşağıda ona." Melike gülerek söyler.

Can'ın bağırması üzerine Emir ve Burak dağılmış bir şekilde gelir. "Bir kere de normal gelseler şaşıracağım." 

Melike bıkkın bir nefes vererek onlara döner. "Bu şirkette bir bokluk olursa herkes etkilenir. Herkes etkilenirse siz de etkilenirsiniz. Siz etkilenirseniz ben etkilenirim ve ben etkilenirsem." Eliyle ikisini gösterir. "Sizi de etkilerim. O yüzden-" Bir anda alevlenerek "Düzeltin lan üstünüzü!" der. 

Burak yine gevşeklikle "Emredersiniz komutanım." der ve göz kırpar. 

"Peh Ps5'i vermeseydim siktir derdin değil mi?" Burak sahte bir kırılmışlık ifadesiyle bize bakar. 

"Ne alakası var kalbim kırılıyor ama." 

"Evğle evğle. Yürüyün hadi." Herkes aşağıya iner. 

Deniz koltukta ifadesiz bir şekilde oturuyordu. Sanki her şeyden soyutlanmış ve sıkılmış gibiydi. Nehir'in gözü Deniz'e takılsa da Can'ın bağırmasıyla ona dönmek zorunda kalmıştı. 

"Ya ne yapıyorsunuz burada hala?!" Can gelip bizi sürüklerken Burak Can'ın elinden kurtulup üzerini düzelitrken "İTME. Karizmama aykırı." der. 

Deniz sıkkınca koltuktan kalkar ve en arkadan ilerler. 

Kapıdan çıkarken "Yedi kişi nasıl sığa-" Yusuf kapıda gördüğü limuzinle anında değişir. "BU araba varya bizi sike sike alır yeminlen!" Herkes gülerken Nehir gülmesini saklamaya çalışarak Yusuf'un kafasına vurur. "Düzgün konuş."

Kafasını umursamadan salyalarını akıtarak arabaya gider ve şöförle muhabbete koyulur. Melike ve Nehir hayal kırıklığı yaşayan ebeveyn bakışı atarken Yusuf'a "Beklenen hareket." derler.

"Yav dilimde tür, bezlerimde tükürük bitti. Artık binin!" Hala Yusuf'a bakan Melike'ye dönerek "Melike kime diyorum?!" der Can.

Deniz ortamdan sıkılarak arabaya doğru ilerler ve kafasını ellerinin arasına alarak beklemeye başlar. 

Burak Can'a sanki ölmüş gibi davranarak "Onu demeyeydin iyiydi." der. Emir de sevgilisini taklit ederek Can'ın omzunu sıvazlar. "Kolay gelsin canım." Burak kolunu Emir'e atar ve arabaya ilerlerler.  

Nehir de Burakların arkasından giderken "Ben de gidiyorum. Kavgayı kısa tutun oyalanmayın." der ve o da arabaya biner. 

Can gergin bir gülümsemeyle Melike'ye bakarken Melike ise sen yemekten sonra görürsün bakışlarıyla arabaya ilerler. Herkes arabaya binmiştir. Yusuf hala şöförle saçma sapan muhabbetlerinden birini yapıyordur. Melike Can'a pas vermeyip patrona çıktıklarını haber vermiştir. Emir cam kenarındaki Burak'a kafasını yaslamış bir şeyler anlatıyordur. Deniz ise boş bir ifadeyle camdan bakmaktadır. 

Nehir bir terslik olduğunu sezmiştir. Deniz'in elini tutar ve sorar. "İyi misin sevgilim?" Deniz yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirerek Nehir'e döner. "İyiyim bir tanem. Sadece şu yemek bir an önce bitsin istiyorum." Gülümseyerek başını sallar Nehir ama elini bıtakmaz Deniz'in. 

Deniz Nehir'in alnına bir öpücük kondurur ve cama çevirir bakışlarını. Az önceki gülümsemeden eser yoktur yüzünde. Can durumu fark eder ama üstelemez.

Herkes kendi halinde takılırken araba çırağan sarayının önünde durur. Arabadan inerken Melike binaya bakarak "Vay vay vay... Zenginin malı, süğürdün çenesi ha?" der hayranlıkla. Arabadan inen herkes Melike'nin dediği atasözüyle güler. Deniz dışında tabii. 

"O ne biçim atasözü?" Burak da binaya bakarken konuşur. 

"Cahiller hiç duymadınız mı?" Melike küçümseyen bir bakışla bakarken söylenir. 

"İlk defa senden duyuyorum sen mi uydurdun kız?" Emir gülerek söyler.

"Şimdi yanınızda yaşlı gibi hissetim olum. Bu kıyafetler ve bu arabanın yanında yapmayın. Bizim köyde derler hep, oradan kalmış aklımda."

Burak Yusuf'u dürterek konuşur. "Vay be eskilerden kim kaldı bacım?!" 

Melike korku filmlerinden çıkmış bir bakışla Burak!a bakar. Bacım kelimesine karşı bir siniri olduğunu hepimiz biliyorduk ve Burak Melike'yi sinir etmek istediğinde bu yola başvurur genelde. "Seni varya! Gel lan buraya!" Burak'ın üzerine atlamaya hazırlanan Melike'yi Can belinden yakalar ve kendine çeker. "Hop!" Melike hala Burak'a öldürücü bakışlar atıyordur.

"Yapmayın şu ortamda böyle hareketler. Aşkım sen de dur bir sakin ol." Melike dişlerini sıkarak bir Can'a bir Burak'a bakar ama içten içe aşkım demesine erimiştir. 

Burak Emir'in, Can Melike'nin, Deniz de Nehir'in koluna girer ve içeriye ilerlerler. (Bu iyi gelmedi Nehir salak mısın yavrum diyen Melike'ye selamlar.)

Geldiğimizi gören patron yanımıza gelir. "Heh Melike bak tam şu masa sizinki. Siz geçin, beyler gelecek." Melike patronla konuşur. Sonra da masaya doğru ilerlerler. 

"Ananı burası çok garip lan." Yusuf grubun tek sapı olarak ilerler. 

"Burası fazla lüks ve gerici." Nehir Deniz'e daha çok sokularak söyler. Deniz bir şey yapmak istemese de başını sallar. 

"Neden herkes kraliyet ailesindeymiş gibi?" Emir etrafa bakarak konuşur.

Masaya geçerken Melike gerginliği azaltmak için "Şu arkadakilerin aşiret olduğuna ve yemekleri için geldiğine yemin edebilirim." dedi. 

Urfa bence (Melike)

Mardin (Burak, Yusuf)

Kars (Can)

Eee Adana? (Deniz)

Diyarbakır da olabilir. (Melike) 

"Rahatlatmadı." Nehir arka masaya bakarken konuşur. Bunu ciddi ciddi tartışan biz çok normalmiş gibi masaya ilerlemişlerdi. 

"Korkmayın kardeş onlardan zarar gelmez. Ha eğer düşman aşiretsen söyle seni şuracıkta verelim hiç uğraşmayız." Melike yine aşiretlere boğulurken Can onu masaya oturtarak söylendi. "Aşiret sevgini içine göm ve otur Melike." 

Melike tek sorun buymuş gibi "Sevgi değil o ilgi. Hayatımda en çok korktuğum şey o benim! Hem kim demiş seviyorum diye. Sadece iyiler ve ya-" Can Melike'nin ağzını kapatır. Nehir ve Yusuf bunları yıllardır dinlediği için alışıktır.

Deniz derin bir nefes alır ve etrafa göz gezdirir. Tek istediği bir sorun çıkmadan şu saçma yemeğin bitmesidir. 

Sponsorlor geldiğinde neler söyleyeceklerini konuşurlar. Can Deniz'in konudan tamamen ayrıldığını fark eder. "Deniz sen ne diyorsun?" Deniz duymaz. "Deniz?"

Deniz transtan çıkmışcasına ağır bir şekilde kafasını kaldırır. "Noldu?" 

Can ve masadaki herkes (Melike dışında) kaşlarını çatar. "Şey misafirler geldiğinde ne yapacağımızı konuşuyorduk yaklaşık on dakikadır." 

Deniz başını ovuşturur ve kendini toparlayarak çalışarak dikkatini masaya verir, en azından dener. "Ha, şey duymamışım da." Yutkunur ve sandalyeye yaslanır. 

Melike kısa bir özet geçer. "En önemlisi kibar olun olum!" (Ne çok küfür etmişiz amk azaltılmış hali bile küfürlü.) 

Deniz zar zor dinler ama aklında tutamaz bile.  

"O iş bende." dedi Yusuf kibar olma konusunda. 

Melike küçümseyici bir tavırla Yusuf'a bakar. "O iş bendeymiş . Kibarlık ve sen?" Melike ve Yusuf küçük saçma bir kavgaya girerken Deniz yine kendini soyutlar bir an önce uzaklaşmak istediği ortamdan. 

Nehir Deniz'i sürekli kontrol eder. Bir şeyler olduğunun herkes gibi farkındadır ama sadece kötü bir gün geçirdiğine inanmak ister. Ama Can tam tersi bir şekilde Deniz'i kendi haline bırakmamayı seçmişti. "Abicim sen iyi olduğuna emin misin? Evde de böyleydin." Can Karşısındaki Deniz'e sorar.

Deniz bıkmış bir şekilde derin bir nefes alarak Can'a bakarım. "İyiyim ben, sadece sevmiyorum o kadar." 

"En azından geldiklerin gül biraz olum." Deniz sinirlenmemeye çalışarak kafasını sallar. "Tamam gülümserim." 

Melike masamıza doğru ilerleyen kişiyle ayağa kalkar. "Hoş geldiniz Haluk Bey." 

Burak Yusuf'un kulağına eğilerek "Aklıma çocuklar duymasın geldi amk." dediğinde gülmememeye çalışırken neredeyse boğuluyorlardı. Melike onlara "susun yoksa ölürsünüz" tarzı bir bakış attığında öksürerek susmuşlardı. Herkes adamı selamlamak için kalkmıştı. Deniz de herkes kalkınca sahte bir gülümsemeyle kalkar. Resmi bir şekilde selamlaşır ve geri otururuz. 

"Eee bakalım delikanlılar nasıl gidiyor?"  Nehir adamın duruşuna bile sinir olurken delikanlılar demesi iyice sinirini bozmuştur. "İyi gidiyor." dedi imalı bir şekilde. 

Konuşmalar devam eder ve yemekler gelir. Burak ile Yusuf yemeğe giriştiklerinde Melike ayaklaklarına tekme geçirir. "Yavaş lan boğulacaksınız." Adam Can'a odaklanmışken kaşla göz arasında kızar ikisine. Nehir tabağına çatalını bile sürmeyen Deniz'e bakar. Bugün sabah da çok geç uyandığı için kahvaltı yapmamıştı. 

Nehir konuşmadan ayrılır ve Deniz'e döner. "Deniz? Hiç yememişsin. Sabah da kahvaltı yapmadın." Deniz gözlerini kapatarak ensesini kaşır ama hemen geri açar. "Hm?" 

Nehir kaşlarını çatarak ona bakar. "İyi misin dedim. Bugün hiçbir şey yemedin." 

"Dedim ya üç kere iyiyim diye. Canım istemedi de demiştim." Endişeli bir bakış atar ama yine de önüne döner. Deniz'i darlamak istemez. "Tamam."

Deniz Nehir'i kırdığının farkındadır. Kendine hakim olamadığı için sinirlenir. Sinirini atmak içinse yumruklarını sıkarak boynunu oynatır. Can konuşmayı duyar.

Melike Can'a bakarak "ne oldu" bakışları atar. 

Can ise bir Deniz'e bir de Melike'ye bakarak "yok bir şey" anlamında kafasını sallar. Melike her şeyi bilen taraf olarak durumu anlar ve temkinli durur. 

Haluk Bey ilgiyi kendine çekmek için konuşur. "Ee yeni tur ile ilgili neler belirlediniz?" O da fark etmiştir Deniz'in tavırlarını.

"Aynı şekilde devam ediyoruz aslında. Tabii daha çok talep gören şehirler ve yeni singlelar var. Değil mi çocuklar?" Melike konuşur ama Haluk onu takmaz bile.

Deniz dışındaki herkes Melike'nin söylediğini onaylar veya bir şeyler ekler. "Solistimiz neden hiç konuşmuyor?" Haluk arkasına yaslanarak Deniz'e diker bakışlarını. 

Deniz başını oynatmadan Haluk'a bakar. (ÖLMEK Bunun cezasını hala veremedim) Siniri geçmediğinden yanlış bir şey yapmak istemez. Boğazını temizler. "Daha çok dinleyiciğimdir ben bu konularda da." 

"İyi sıyırdı ha!" Yusuf'un Melike'ye söylediği şeyle kafasına vurulan Yusuf önüne döner.

Haluk sırıtır. "Anlıyorum."  ve koltukta dikleşir. "Peki konuştuklarımız hakkında neler düşünüyorsunuz?" 

Deniz dilini dişlerinde gezdirir ve boynunu kıtlatır. "Ben de onlar gibi düşünüyorum." 

Haluk masaya eğilir. Dirseğini masaya dayayarak inadına sorar. "Yani?"

Deniz de dikleşir koltukta. "Yanisi şu. Yeni şeyler yapıyoruz. Herkes görecek tur başlayınca."

Haluk kafasını sallar ve tek kaşını kaldırarak Melike'ye döner. "Yeni bir solist aramayı düşündünüz mü?" Herkes şok olmuş bir şekilde Haluk ile Melike'ye döner.

"Ne? Ne demek istiyorsunuz?" Melike adama sorar.

"Yani şunu demek istiyorum. Sinir problemleri olmayan bir solistiniz var mı? Çünkü sahne hayatında bunun nelere yol açabileceğini gayet iyi bilen biriyim ve yatırımımı düzgün bir biçimde yapmak isterim."  

Masadaki herkes donmuş bir şekilde Haluk'a bakmaktadır. Deniz ise adamı öldürmek istermiş gibi bakıyordur. Nehir destek olmak istercesine elini Deniz'in bacağına koyar.

Melike kaşlarını çatar ve histerik bir gülüş bırakır. "Sinir hastası olduğunu bu bir saat içinde nasıl çıkardınız? Hadi çıkardınız diyelim bunu neden söylediniz?"

Nehir olayı devralır. "İnsanların duyguları ve eylemleri size dokunmadığı sürece size ne?!"

Haluk Melike ve Nehir'i takmaz. "Bakın Melike Hanım ve grubun bateristi olan hanımefendi ben bu camiada yirmi yıla aşkın süredir çalışıyorum. Sanatçıları iyi tanırım. Bu durumun grubunuz için ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorum." 

Deniz kim haklı kim haksız umurunda olmadan sadece kendini sakin tutmayı deneyerek bunun sona ermesini bekler. 

Haluk kafasıyla Deniz'i işaret ederek "Onun gibiler bir yere kadar idare edbilirler ama sonra bu baskıya katlanamazlar. Ben sadece işimi güvence altına almaya çalışıyorum. Siz de öyle yapsanız iyi olur." 

Nehir Deniz'e döner. "Deniz dinleme dediklerini. Sakın dinleme." Deniz aldırmadan ellerini sıkmaya devam eder. Keşke siktiğimin ilacını bırakmasaydım diye düşünür. 

Melike gülümser ve ayağa kalkar. "Ne var biliyor musunuz?" Masadaki içkiyi alıp adamın kafasından aşağı boşaltır. "Sizin sikimsonik düşünceniz de, işiniz de, paranız da umrumuzda değil." 

Haluk sinirle gözlerini siler. "BU NE TERBİYESİZLİK!"

Deniz daha fazla dayanamayıp ayağa kalkar. Nehir Deniz'in elini tutsa da hızla elini çeker. "HEPİNİZ SUSUN!" Nehir korkarak gözü dönmüş Deniz'e bakar.

"Duydunuz mu beni?! SUSUN!" Derin nefesler alır. 

Emir şaşırır ve Burak'a siner. "Sabahtan beri saçma sapan bakışlarınız ve cümlelerinizden bıktım!" 

Haluk sadist bir keyifle Deniz!e bakar. "Demiştim." 

Deniz burnunu çekerek Haluk'a bakar. "Demiştin ha? O zaman göstereyim sana siniri ne dersin?" Deniz sandalyeyi iter ve Melike'yle Haluk'un yanına ilerler. 

Can hızla ayağa kalkar. Deniz'in önüne geçer. "Deniz yapma!"

"NE YAPMA?!" Salondaki herkes bize bakıyordur. Hatta korumalar bile hazırda bekliyorlardır. 

Can'ı iter. "Bir kere de siper etmeyin kendinizi! Çık önümden Can!"

"Hayır! Deniz herkes bize bakıyor! Hadi gel dışarı çıkalım sakinleş." Deniz'i ilerletmeye çalışır bahçeye doğru. Deniz ise hızla kendini çeker Can'ın elinden. 

"Umrumda mı sanıyorsun?!" Can'ı tekrar iter. "SENCE ŞU AN O BAKIŞLAR UMURUMDA MI CAN!?" 

"Deniz kendinde değilsin! Dışarı çıkıp sakinleyelim hadi abicim!" 

Bu sefer daha sert bir şekilde çeker kolunu. "SANA BIRAK DEDİM!"

Can da artık patlama durumuna gelmişti. "DENİZ! Çık dedim! Nerede olduğuna dikkat et." Sonda sesini alçaltarak dişlerinin arasından konuşmuştu.

Deniz histerikçe güler. "Ya Can anlamıyor musun?! Umurumda değil Can! Beni sürekli darlamanızdan bıktım usandım! Herkes bende bir sorun olduğuna inanmış gidiyo! İYİYİM BEN! Sormayı bırakın artık!"

Can şaşkınca bakar ve kaşlarını çatar. "Bu mu sorun?! Seni merak etmemiz mi? Bu adam sana milyon tane şey söyledi sorun değil biz seni merak edince mi sorun?!"

"YA BİR İNSAN BİR CEVABI ANLAMAZ MI? İYİYİM DEDİM CAN İYİYİM!" 

Can dehşetle kafasını iki yana sallar. "İYİ DEĞİLSİN DENİZ!" 

Deniz işaret parmağını Can'a doğrultur. "Sus! Sen de herkes gibi bana sorunlu damgasını basmadan sus!" 

Can inatla devam eder. "Susmicam! Burada kötü olan biri varsa bu kişi sen değil bu kendini bir bok sanan herif!" Haluk'u işaret ederek konuşur.

Korumalar daha fazla rezillik çıkmaması için yaklaşmaya çalıştıklarında Haluk eliyle bir hareket yaparak durdurur. Kavgaya şahit olmak istiyordur. 

"HALA HALUK DİYORSUN CAN!"

"Derim. NE DEDİĞİNİN FARKINDASIN SEN DEĞİL Mİ? Tek sorunbizim sana nasıl olduğunu sormamız mı cidden? BU MU?!"

"FARKINDA DEĞİLİM MUAMELESİ YAPMA BANA CAN. Bak bir bok anlamıyorsun! O yüzden sus diyorum!" Can'a iyice yaklşır. "Sadece sus!" Etrafı gösterir. "Buraya bile istemeyerek geldim! Günlerdir başım çatlıyor! Ve yine de sizin neşenizi bozmak istemeden her şeye cevap verdim ama siz bir basit sözü bile anlamıyorsunuz!" 

Can Deniz'i hırsla iter. "ANLAT O ZAMAN! Bunları daha önce anlatmak aklına gelmedi mi! HIH!"

"ANLATACAK BİR ŞEY YOK!"

"İYİ DEĞİLİM DEMEK BU KADAR MI ZOR DENİZ?!" 

Deniz şakaklarını ovar sinirle. "YA İYİYİM! İ- Yİ- YİM!" Delirmişcesine güler. "BENİM YA BEN DENİZ!"

"SEN BUNA İYİ Mİ DİYORSUN DENİZ?!"  Deniz'i göstererek konuşur. 

Melike bu saçmalığa daha fazla dayanamayıp öne atılır. "CAN YETER." Titreyen sesiyle buna bir son vermeyi dener. 

Burak da artık Can'ı geri çekmek için olaya dahil olmuştur. Emir bir köşeye sinmiş yıllardır tanıdığı en güvendiği arkadışana olanlara dehşet içinde şahit oluyordu. Nehir ise...

Deniz Melike'nin konuşmasına aldırmadan Can'ı iter. "SÖYLE O ZAMAN KARDEŞİM! NEYİM VARMIŞ BENİM!? DELİ Mİ DİYECEKSİN BANA SEN DE HM?!"

"Neyin olduğunu bilmiyorum ama iyi değilsin Deniz!"

Deniz parmağını hayır anlamında sallar. "Yo yo yo! BU YETERLİ DEĞİ CAN! CEVAP VER BANA! HADİ NEYİM OLDUĞUNU SÖYLE DE BİLEYİM!"

"Deniz sen kendini bizden tamamen soyutlarken neyin olduğunu nasıl bilebilirim!?" 

"SİZİ SOYUTLAMIYORUM. Sadece zaman istiyorum! Siz beni rahat bıraksanız zaten geçecek! Sadece susun!"

"Nereden biliyorsun geçeceğini? NASIL BU KADAR EMİNSİN!?" 

Deniz büyük bir patlamayla bağırır. "BİLİYORUM ÇÜNKÜ HEP BÖYLEYDİ!"

"SUSUN ARTIK YETER!" Nehir Melike'ye tutunarak titreyen sesiyle bağırır. Şu an bu sesin ondan nasıl çıktığını bile bilmiyordu ama bir şekilde herkesin ona bakmasını sağlamıştı. Melike de Can'ın yanına ilerler. "Can susun artık yeter!"

Deniz şu an Nehir'in yanına gidip ona her şeyi anlatmak ister, her şeyi herkese söylemek ister ama susar. 

"Bilip bilmeden bağırıyorsun sus artık." Melike Can'ı kolundan yakalar. Can hayretle bir Melike'ye bir Deniz'e bakıyordur. "Bildiğin bir şey mi var Melike?!" 

Melike ani gelen soruyla yutkunur ama hemen düzelir. "Bir şey bilmeme gerek yok ama üstüne gitmeni istemiyorsa gitme Can!" Can burnundan soluyarak Deniz'e bakar son kez. Burak Can'ı hemen kolundan yakalar.

"Hadi abicim daha fazla sorun çıkmadan yürü." Can kendini çekmeye çalışsa da zar zor çeker onu ve üst kata götürür. Dışarı çıksa anında yüzlerinde patlayacak falşları biliyordur çünkü.

Deniz ise küfrederek bara ilerler. Melike etrafta onlara gözlerini dikmiş insanlara bakar. "Sağ olun gösteri bitti malesef! Sorun yok yemeğinize devam edebilirsiniz!" der bağırarak. 

"Bu ne ya herkes magazin arıyor izlemeye!" Nehir'i olaydan ayırmak için minik bir espiri yapmıştır. 

Haluk Bey oturduğu yerden kalkar ve Melike ile Nehir'in yanına gelir. Nehir'e döner. "Eğer bu çocuğu seviyorsan ki öyle görünüyor. Zorluklara hazır ol kızım." Nehir'in sırtına dokunur ve gider. 

"Bu adam yemin ederim manyak!" Yusuf adamın elini koyduğu yere elini koyar. Nehir transtan çıkmış gibi silkilir bir anda. "B-ben ee yanına gidiyorum." 

Melike duyduğu şeyle hemen Nehir'in kolunu tutar. "Nehir yapma. Bak zaten sinirli." 

Nehir kolunu çeker ama bu sefer de gözleri dolu dolu olan Emir yakalar. "Nehir bak ben bile onu hiç böyle görmedim. Gitme." Nehir Emir'in gözlerini görünce durur. 

"Sakinledikten sonra gideceğim ama." Melike gülerek Nehir'i tuvalete ilerletir. 

"Tamam canım. Gidersin söz ama gel önce elini yüzünü yıkayalım. Emir'im sen de gel." Emir kafasını sallayarak bize takılır. "Yusuf sen de bul şu Burak'la Can'ı." Yusuf da emiri alınca hemen yukarı çıkar. 

Deniz kafasını yerine getirmeye çalışırken aldığı duble viskiyi tekte kafaya dikmişti. Gelen acı ama rahatlatan tatla yüzünü buruşturdu. Ona doğru gelen Haluk'u gördüğünde ise bardağı seslice bara bırakıp gitmeye kalkmıştı. Haluk tabii ki buna izin vermeyerek Deniz'in kolunu tuttu. Daha fazla rezillik çıkartmak istemeyen Deniz derin bir nefes alarak ellerini sıkar ve sakince yerine geri oturur. 

"Merak etme seni sinir etmeye gelmedim. Sadece tavsiye vereceğim." 

Deniz bir tane daha viski isterken histerikçe güler. "Senin tavsiyelerine kulak asacağımı düşünüyorsan yanılıyorsun." Barmenin eline verdiği viskiyi yine tek dikişte içmişti. 

"Tabii ki düşünmüyorum ama yine de şu seni seven kız için dinle." Deniz Haluk'un dediği şeyle durdu ve tek kaşını kaldırarak Haluk'a bakar.

"Dikkatini çekitğime göre oturup konuşabiliriz." Deniz gözlerini devirerek konuşur. "Ne diyeceksen de ve git Haluk." 

"Peki. Bipolar olduğun anlaşılıyor. Kimsenin bi bok bilmediği de anlaşılıyor. Tabii şu Melike dışında ondan emin olamadım. Olayları biliyor gibiydi. Bu sektörde yerin kalıcı değil Deniz. Senin gibi kimler geldi geçti bu sektörden. Hepsinin de sonu benzer. Ya müziği ya da hayatı bırakıyorlar." Deniz çenesini sinirle oynattı. 

"Sen ikinciyi bu kıza yaşatma yeter. Kendini yemişsin bari grubu rahat bırak." Deniz Haluk'un dedikleriyle ne diyeceğini bilemeyerek kalakalır. Haluk Deniz'in halini görünce sandalyeden kalkar ve Deniz'in sırtını sıvazlayarak "Sen bunu bir düşün." der ve kalabalığın içine karışır. Deniz ise bakakalır adamın arkasından. Dediklerinin doğru olduğu gerçeğini kafasından silmeye çalışır.

Bu sırada lavaboda olan Nehir, Melike ve kapıda bekleyen Emir: 

Nehir bileklerini lavaboya dayamış aynaya bakmadan sakinlemeye çalışıyordu. Olanları mümkün olduğunca hatırlamamaya ve sadece düzgün düşünmeye çalışıyordu. "O adam doğruyu söylüyordu Melike." 

Vicdan azabıyla kıvranan Melike Nehir'in dediğiyle daha da panik olur. "Nehir saçmalama. Sen o adamın dediklerine neden inanıyorsun?"

Nehir nefesini vererek Melike'ye döner. "Olanları görmedin herhalde Melike? Adam haklı." Sona doğru sesi titrer. 

Melike Nehir'i kendine çeker ve sıkı sıkı sarılır. "Hayır, hayır yok öyle bir şey. İnanma buna." Nehir daha fazla güçlü duramaz, ağlamaya başlar. "Hey hey normalde ağla açılırsın derim ama şu an ağlama tamam mı? Biz buradan başımız dik bir şekilde çıkmalıyız. Tamam mı?" 

Nehir sarılmayı bırakarak kafasını sallar. "Ağlamak yok. Deniz'e gitmeliyim." Aklına bir anda gelen şeyle Deniz'in yanına gitmek için ayaklandığında Melike yine Nehir'i tutar. 

"Nehir-" 

"Melike gidicem." Elini çeker ve çıkar ama tuvaletin kapısında bekleyen Emir Nehir'in bir anda çıkmasıyla peşine takılır. "Nehir! Gitme Nehir!" 

Nehir dışarı çıktığında yüzüne patlayan flashlarla kalakaldı. Soru soran muabirler her taraftan sarmışlardı. Kolunu bir adna tutan elle oraya baktı. Deniz Nehir'i kendine çeker ve kameralardan uzaklaştırarak arka taraflarda bir yere çeker. 

Nehir pov:

"Arkada araba var yürü." Kolumu hala tutarak beni arka kapıya götürdü. Ben şokla ona bakıyordum. Nasıl hiçbir şey olamamış gibi davrandığını anlamaya çalışıyordum. Bir anda kolumu çektim ve durdum. 

"Nehir yürüsene!" Kaşlarımı çatarak ona baktım. 

"Deniz sen ciddi misin?!" 

Yüzünü sıvazladı sinirle. "Nehir bak papariziler gelmek üzeredir. Hadi gidelim güzelim." 

"Hiçbir şey olmamamış gibi davranmayı bırakacak mısın?!" 

Sinirle nefesini verdi. "Nehir. Gel başka bir yerde konuşalım. Daha fazla rezillik çıkmasın." 

Kafamı salladım ve ilerledim. Kapıyı açtığımızda Can, Burak ve Yusuf da arabanın yanında duruyorlardı. Arkamı döndüğümde Melike ve Emir'i gördüm. "Hadi yürüyün." Melike beni iterek arabaya soktu. Can'ın gözlerini devirdiğini görmüştüm. Herkesi zorla arabaya iten Melike Deniz'İ ön koltuğa oturttu. Kavga çıkmasını engellemeye çalışıyordu. 

Eve gidene kadar kimse ağzını açmadı. Eve vardığımızda ise Deniz dışındaki herkes arabadan inmişti. Deniz'in inmediğini fark ettiğimde arabaya döndüm. Deniz camdan bana baktı ama eliyle şöföre ilerlemesini söyledi. Araba sokakta kaybolurken bunu yaptığına inanamayarak hala sokağa bakıyordum.

Melike beni zar zor içeri soktu. Evde bile hala o öldürücü sessizlik vardı. Kimse iyi geceler demedi. Can misafir odasında yattı. Melike ilk defa kavgayı büyütmemişti. Emir ve Burak'ın odasından tıkırtı çıkmıyordu. Her zaman yatmadan önce maç yapan Yusuf ve Burak bu sefer anında yatmaya gitmişti. Yusuf Leo'yu yürüyüşe çıkartıp uyumuya gitmişti. Normalde sabah altıda uyuyan biri olarak bu oldukça anormaldi. Melike benimle uyumayı teklif etse de onu reddetmiştim. Deniz'in gece geleceğine karşı inancım vardı. 

Üzerimi değiştirip Deniz'in kıyafetlerinden birini giydim. Onun varlığını az da olsa hissetmek istemiştim. Asla uyuyamayacağımı biliyordum. Aklımdaki bu şeylerle olmazdı ama bunları düşünerek kendimi tüketmek de istemiyordum bu yüzden sütudyoya indim. Kapıyı kapattım ve ses geçirmez odada sadece bateri çaldım. Düşüncelerden kurtulmak için yapabileceğim en faydalı şey buydu. Zaman kavramımı kaybedene kadar çaldım. 

Günün ağırmaya başladığını fark edene kadar çaldım. Yorulduğumu bile hissetmemiştim. Kapıyı yavaşça alıp duş almak için banyoya çıktım. Ilık duş dünden beri kasılmış olan bedenimi az da olsa rahatlatırken Deniz'in hala gelmemiş olma gerçeği kalbimi sızlatıyordu. 

Suyu kapatıp odaya ilerledim. Boş olan yatak gözüme takılıyordu. Üzerimi giyindim ve uyuyamayacağımı bilsem de yatağa yattım. Kapı açıldığında kafamı kaldırmamıştım. İçimden gelmemişti. Deniz'in kokusu burnuma dolduğunda Deniz yatağa uzandı. Ona dönük olan bedenime arkadan sıkı sıkı sarıldı. İçki kokuyordu ama şu an umurumda olan en son şey olduğu için umursamadım. 

Ona döndüm sakince. Kızarmış gözleri, patlamış dudağı ve kaşıyla bana bakıyordu. Bu halini görünce kızgınlığım sanki uçmuş gibiydi. Onu kendime çektim. Başını anında göğsüme yaslamış ve gözlerini kapatmıştı. "Seni çok seviyorum." Alkolün etkisiyle sarkak konuşarak sığındı bana. Bir anlığına her şeyi unutabileceğimi varsayarak ona sıkıca sarıldım. "Ben de seni çok seviyorum yaralı sevgilim." 








SON KISMI HİÇ SEVMEDİM AMA OLSUN. ÇOK İYİ BÖLÜM YAZMIŞIZ WALLA. BİRAZ TİYATRO METNİNİ ANDIRIYOR OLSA DA İYİ. BAŞKA BİR ŞEKİLDE YAZAMAZDIM ÇÜNKÜ. OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER GENÇLER. OY ATIN YORUM YAPIN. THANKS





Bạn đang đọc truyện trên: Truyen4U.Com